Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'nın Mezar ziyareti

 

Sosyalist enternasyonale katılan Kemal Kılıçtaroğlu Paris’teki Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarını ziyaret etti.Kamuoyunda olumlu veya olumsuz yankısı olan bu ziyaret hakkında bakışımı sizlerle paylaşmak istedim.  

Son yıllarda ABD’nin,AKP’nin eliyle yürüttüğü cumhuriyet karşıtı politikalarına karşı biz yurtseverler niçin karşı çıkmaktayız?  Bir kaç sebep saymak gerekirse:

1. Antiemperyalist olduğumuzdan 2. Atatürk’ün bağımsızlık mirasına, akıl ve bilim bağlamında sahip    çıktığımızdan 3.Hem ulusal hem sınıfsal bir bakış açısıyla ülkenin köleleştirilmesini içimize    sindiremediğimizden vb. gerekçeler sıralayabilirim. Şimdi Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya'nın anısına sahip çıkma konusuna da bu bağlamda baktığımızda aslında CHP’nin tavrını demokratik bir tavır olarak görmek mümkündür. Atatürk devrimlerinin ulusal bir proje olarak eksik kalmasının gerisinde 2 önemli açmaz vardı.

1-Kürt meselesindeki açmaz. (keşke 1.mecliste bu sorun çözülebilseydi ki o günün koşullarında bu mümkün olamamıştır. Zihinsel ve ekonomik alt yapının olumsuzluğu vb nedenlerle)

2- Laiklik ilkesinin uzun vadede karşı devrimcilerin baskısıyla (sağcı-yağcı-dinci hükümetlerin istismarıyla) nihayet imam hatipler cumhuriyetine gelip dayanması olgusudur. Asıl ulusal bir senteze daha uygun olan ve anadildeki bir Türkçe ibadete,kültüre,dayalı Aleviliğin sistemin dışına itilmiş olması da tamamen hayattan kopuk/soyut Arap Emevi din anlayışının tekrar asıl köklerine geri dönüşüne cumhuriyetin dinamikleri olarak ne yazık ki engel olamadık.En başta 12 Eylül darbesinin hesabını soramadık!

Şimdi geldiğimiz bu günkü noktada bizler cumhuriyetin dışladığı toplumsal kesimlerin demokratik mücadelesine hala bir düşman olarak mı göreceğiz yoksa tüm solun onurlu emek mücadelesini cumhuriyet tarihinin bir sinerjisi olarak arkamıza mı alacağız?

Sanıyorum ki eğer bunu yapmazsak meydanı daha önceden olduğu gibi yine dinsel gericiliğe ve emperyalistler tuzaklara bırakmış oluruz. CHP nin laiklik,devrimcilik,yurtseverlik,halkıçılık ilkesi bunu gerektiriyor. Üstüne üstlük bir de sosyal demokrat bir çizgiyi benimsiyorsa Nazım Hikmetten,Ahmet Arife, Yılmaz Güneyden Ahmet Kaya'ya kadar cumhuriyetin kanı canı olmuş sanatçılara elbette ki sahip çıkacağız. Bizim için Abdullah Çatlı da,Abdullah Öcalan da tabi ki ırkçı milliyetçi bir çizgiyi temsil ettiğinden onları kendimize bayrak yapamayız. Ki bu şahsiyetler aynı zamanda emperyalist oyunlara da alet olmuşlardır. Oysa bir Nazım Hikmet,bir Yılmaz Güney veya Ahmet kaya aksine bütün bir miletin (Türk,Kürt dahil) gönlünde yer edinen sanatçılarımızdır. Devrimci,hümanist ve yurtsever sanatçısı olmayan bir ulus veya toplum düşünmek sefaletin ta kendisi olsa gerektir. Devrimciler,Kemalistler,solcular,demokratlar Kürt meselesinin çözümüne öncülük ettiği oranda ABD ye karşı dik durabilirler. Aksi halde AKP veya başka dinsel gericiliğin bayraktarlığı altında bir BOP yürürlüğe girmek üzeredir zaten.

İnancım odur ki: adam olmak büyük bir cumhuriyettir. Vakti zamanında "vatan haini" veya"bölücü" veya "din düşmanı"  diye başka biçimlerde itham edilmiş nice yazar,düşünür,sanatçı ve bilim insanı vardır ki ergeç insanlığın kalbindeki yerini almayı başarmıştır. Sokrates,Hallacı Mansur,Gaileo,Nazım Hikmet,Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya ilk aklımıza gelenlerdendir.

Yılmaz Güney’in Sürü,Umut,Arkadaş filmleri, Türkiye’de ilk kez sosyalist gerçekçi çizgide yapılmış filmlerdir.Adana’da Yumurtalık hakimini öldürmüş olması, cürüm işleyen bir kimse olarak O’nun kişisel sabıka kaydını hem bir talihsizlik hem de kendisini bitiren trajik bir olay olarak kabul ediyorum. Ahmet Kaya ise ,Kürtçe şarkı söylediği için linç edilmek istenmişti

 

 

Cemal Öztürk

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !