KARŞI DEVRİMCİ SALDIRILARIN İDEOLOJİK TEMELİ

 

ABD’nin öncülüğünü yaptığı küresel emperyalizmin sürekli olarak desteklediği

dinsel tabanlı siyasal hareketler:1-Siyonizm

2-Evanjelik Hıristiyanların yeni haçlı seferlerinin  coşkusuyla organize olmuş biçimi neoconlar (yeni muhafazakarlar ) Irak ve Afganistan işgalini yaparken bizim yerli işbirlikçilerinin (yine liberal,dinci,yardakçı  medya ) nasılda kraldan çok kralcı oldular.

3- Arap Emevi din anlayışının en sofistike ve kof biçimlerini  devrimci kazanımların karşısına çıkarıp laik hukuku ve ahlaki aklı devre dışı bırakmak isteyen siyasal İslamcılar (milli görüşten ılımlı İslama geçişler,Hizbullah,Fethullah Gülen hareketi gibi çeşitli dini cemaatlerin desteklenmesiyle )

Bunların temel argümanı sözüm ona jakoben laikliğin ve pozitivist düşüncenin din özgürlüğünü engellediği yönündedir. Çünkü kendisi gibi düşünmeyenleri hemen kafir diye damgalayacak kadar da kara vicdanlıdırlar.  Gerçekten laikliği  idrak etmiş bir insanın inancı ve konumu ne olursa olsun onun mertebesi büyüktür. Her kim ki “Müslüman laik olmaz “ diyorsa o peşinen bir mürtecidir. Hoşgörüye,farklılığa,farklılıkların zenginliğine kapalıdır.Farklı paradigmalara kapalı olduğu için de kördür. İnsana saygısızlığı nedeniyle  nankördür. 8 yıldır anayasayı değiştirecek kadar bir çoğunluğa rağmen Avrupa Birliğinin “zorunlu din dersleri kaldırılsın,Alevilerin inanç hakları sağlansın “diye  kararını görmezden gelen bu iktidar mı ileri demokrasiyi savunuyor ?  Kürt sorununu salt kendi siyasal emelleri için istismar eden AKP mi demokrat oluyor.Demokrat Kürt aydınları bu süreçte iyi bir sınav veremediler. Ne yazık ki dinsel gericiliğin hizmetine girdikleri için haziran 2011 seçiminden sonra daha büyük bir hezimete uğrayabilirler . değil mi ki emperyalizm sorunları çözmez sadece toplumsal bağları çözmekle hedefine ulaşır. 12 eylül anayasasına “yetmez ama evet “ diyenler giderek polis devletinin elini daha da güçlendirmiş oldular.Bir ülkede; özerk üniversite,argı bağımsızlığı olmadan hiçbir pozitif gelişme olur mu ?

Pozitif düşünceyi eleştirenler şunu iyi bilsinler ki bu gün bindiğimiz otomobilden uçtuğumuz uçağa, konuştuğumuz cep telefonundan bilgisayara ,endüsriyel mikrobiyolojiden,genetiğe,

uzay çalışmalarından kozmolojik ilerlemeye kadar bütün teknolojik buluşlar tamamen pozitif bilimin sayesinde olmuştur. Descartes, David Hume, Kant,Saint Simon,Agust Comte, Galieo,Newton dinsel bağnazlığa rağmen insanlığın lehine büyük açılımlar yapmışlardı.

Bilimin bu düzeye gelmesi öncelikle eleştirel ve sorgulayıcı aklın, dinin batıl inançlar bölümüne  karşı çıkmasıyla mümkün oldu. Başkasını köleleştirmeyen,özgürlüğüne müdahale etmeyen ,katliamlara vesile olmayan dinden kime ne efendim.

Hal böyleyken murdar ve mutajen medyanın pozitif düşünceye,bilime laik hukuk ve ahlaki akla karşı safsataya dayalı kiralık  kalemleri baş tacı yapıp Kemalist aydınları ( solun ve demokrat sağın bütün kesimleri dahil )  bertaraf etmesi küresel sermayenin liberal politikaları adına  ancak gerekli  kitlesel desteğin de din tabanlı ayağıyla mümkündür. Bunlar istiyor ki diğer bütün felsefi ve siyasi inanç biçimlerinin (deism,gnostizm, agnostizm ve  dinler üstü inançlar,batını akımlar,tasavvuf vb ) ulusların eşitlik,kardeşlik,özgürlük talepleri ve emekçilerin demokratik haklarının artık bir önemi yokmuş gibi sadece türbanizasyon adı altında  toplum yeniden motive olsun. Sanki dinler tarihinin karanlık çağlarını insanlık yaşamamış gibi bunlar aklın ve bilimin ışığını yeniden karartmak istiyorlar. Medrese eğitimiyle çağdaş üniversite özerkliği arasındaki temel ayrımları göz ardı ediyorlar. Evren ve evrim gerçeğini göz ardı ediyorlar. Siyasal İslamcıların arka bahçesi yapılan imam hatip zihniyeti ( medrese anlayışını savunmayan  imamları tenzih ederim özellikle Yaşar Nuri Öztürk benzeri vicdanlı,hümanist,rasyonalist ilahiyatçıları tenzih ederim ki onlar da çoktan diskalifiye edildi ) üniversiteler dahil toplumun bütün kesimlerini teslim almak istiyor.Uygulamaya bakınız,cumhurbaşkani imam,başbakan imam,anayasa mahkemesi başkanı Haşim Kılıç imam,  Türkiyenin merkez medyası artık imamların baş yazarlığına hazır hale geldi.TUBİTAK da Darwin gibi  dünya çapında büyük bir bilim adamını anmak artık soruşturma konusu olmak veya Ergenekoncu damgasını yemek için bir gerekçe olabiliyorsa  durum son derece vahim değil mi ? Dünya çapında bir  hekim olan ve  lepra (cüzam ) hastalığına karşı mücadele etmiş Prof dr Türkan Saylan hocaya yapılanlar bu çirkin kampanyanın bir sonucu değil miydi ? Emniyette  bir subayı Ergenekoncu diye yargılamak için onun cep telefonuna sehven hizbullaçıların telefon numaralarını yüklemek neyin nesidir ?

Cumhuriyet gazetesinin yazarlarına (Erol Manisalı,İlhan Selçuk,Mustafa Balbay),aydınlık dergisinin yazarlarına yapılan saldırılar  gayet açık ip uçları vermiyor mu bize ? Son günlerde Suheyl Batum'a da linç kampanyası başlatıldıysa bu da tesadüf değil.

İnsanlığa bilimi,sanatı ve özgürlüğü yakıştırmaktan başka hiçbir suçu olmayan insanların geçmişine hakaret edilirken ne idüğü belirsiz  fakat isminin başına Hz. sıfatını almış sultanların,hanedanların,eli kanlı padişahların ,şeylerin,mollaların,Hocaefendilerin, baş tacı edilmesi neyin nesidir. Bakınız bundan 1000 yıl önce bir Muhyiddin Arabi bile eski Yahudi peygamberlerin  çağdaşı bir Müslüman’ın çok gerisinde olduğunun çoktan  fark etmişti.

Tarihi okumak ben buna derim işte. Bir geçmiş yüzyılların bir sığır çobanıyla onun astronotluğa terfi etmiş nesiller sonrası bir torunu aynı düzeyde midir ?

Düşünseniz  insanoğlu; avcılıktan  evcil hayvancılığa,tarım toplumuna geçinceye kadar hiçbir devrimci dönüşüm yapamamıştı. Belki ilk defa çocukların kurban edilmesinden vazgeçilerek hayvanların kurban edilmesine geçmişti atalarımız. 19.yüzyılın ulusal devrimler çağına kadar

toplumda  okuma yazmayı bilmek büyük bir nimetken bu günlerde ortaöğretim zorunlu hale gelmiş ki insanımız cahiliye dönemine takılıp kalmasın değil mi ? Öyleyse hala ezbere dayalı kuran kurslarını savunmak bizi nereye götüreceğini sanıyorsunuz ?  Bir papağana siz, Tevrat’ı, İncil’i,Kuran’ı  ezbere (ister Arapça,ister Latince ) hatmettirmek de mümkündür ama ondan bir yorum bekleyebilir misiniz ?

Evren ve evrim gerçeğini anlamak için biyoloji,fizik , kimya,matematik ve mantık  bilmek gerekir. Ne var ki  din adamı olmak için bunları bilmenize hiç de gerek yok. Her türlü masal,mitoloji ve safsata  temelinde  gerektiğinde halkı Allah ile  aldatmanız dahi mümkündür.

Bilim adamı ve bilimin izinden gidenler bilim felsefesiyle hareket ederler. Bilim adamında bir zorunlu formasyon olduğu için genellikle gerçeğe uygun hareket etme bağlamında  daha dürüst olmak içtenliğin de bir gereğidir. Kimse gerçeği kafasına  göre çarpıtamaz. Nesnel gerçeklik esastır. Oysa din adamında her türlü duygusallık,kutsallık zırhı, korku,kaygı,kişisel ihtiras,keyfilik,öznelcilik yanılgı,yanılsama egemendir. Çünkü din adamının öyle ya da böyle  inanması yeterlidir. İnanmasa bile salt söylemle “kelimeyi şahadet” getirmesi dahi yeterlidir.  Ondan sonrası kolay… Oysa aydınlanmak çok daha zorlu ve çetin bir yoldur gitmesini bilenlere…

Bilim insanı sadece anlamak ister. 21.yüzyılın insanı için anlamak esastır.Anlamak ise bilimle mümkündür. Stephan Hawking ne güzel söylemiş,” mutluluk anlamaktır.”Dikkatinizi çekti mi bilmem en başta, baş imam Recep Tayip Erdoğan ve şurekası toplumun çalışan,ezilen emekçi ve muhalif kesimlerini asla anlama,dinleme gereğini duymuyorlar bile. Bilime,akla rağmen Türkiye’yi yönetmeye kalkanlardan çok ona bu ruhsatı verenlerin vay haline…

 

 

Cemal Öztürk

09-02-2011

      

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !